İstanbu başta olmak üzere yurdun pek çok kentinde etkili olan sağanak, kentlerde yine bilindik manzaralara sahne oldu. Dereler taştı, yollar göle döndü, metro istasyonlarını, alt geçitleri, evleri ve işyerlerini su bastı.

Megakentte adeta hayat durdu. Araçlar sel sularında sürüklenirken çok sayıda yurttaş mahsur kaldı. İstanbul’da en az 6 yurttaş yaşamını yitirdi, pek çok kayıp ihbarları üzerine arama çalışmaları başlatıldı.
Bu manzaralar bu ülkeye, bu şehre ve en çok da bu satırları yazanlara hiç ama hiç yabancı değil. Yıl 2009… Ayamama Deresi taşmış, İstanbul’un göbeğinde tam 40 yurttaşımız göz göre göre hayatını kaybetmişti. O dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, kameraların karşısına geçip “Derelerin intikamı ağır olur” demişti.

O gün İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Kadir Topbaş, dere yataklarının temizleneceğini, sancılı da olsa çok canların yanacağını ve bu adımların mecburen atılacağını iddia etmişti.
O dönem, Çağdaş Tuzla gazetesi olarak bu ikiyüzlülüğün ve rant düzeninin tam üzerine gitmiştik. Tuzla Akfırat’ta, dere yatağının tam üstünde, iski su koruma havzalarında yükselen ve dönemin İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın ailesine (kuzenlerine) ait olan- ve bugün de varlığını sürdüren- Tuzla Akfırat’ta bulunan Saray Çiftliği’ni manşetlerimize taşımış: “Bu yıkımlara ve ıslahlara kendi kapınızdan mı başlayacaksınız?” diye sormuştuk.

Enver Aysever’in hazırladığı-sunduğu ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun da katıldığı bir programda gazetemizden Halil Özen SKY Türk’te Enver Aysever’e konuk olmuş ve sorularını yanıtlamış; haberimizi anlatmıştı.
Daha sonraları Topbaş’ın gazetemiz aleyhine açtığı hem tazminat, hem de ceza davaları kendisinin aleyhine sonuçlanmış, Çağdaş Tuzla olarak yaptığımız Birgün ve Evrensel Gazetesi’nde manşetten yayınlanan bu haberle Tur-Çev Ödülü’ne layık görülmüştük.
Ancak ders alındı mı? Asla! Sonraki yıllarda Tuzla’da, Gebze’de, Ülkenin ve İstanbul’un dört bir yanındaki dere yataklarına imar verilmeye, beton dökülmeye, rant uğruna doğa katledilmeye devam etti. Her su baskınını, her felaketi haberleştirdik, uyardık, feryat ettik. o dönem Yalçın Bayer’den, Deniz Som’a, Melih Aşık’tan Nihat Sırdar’a kadar pek çok yazar bu feryada katılmış; gündemlerine bu konuyu almıştı.

25 Yıldır Değişmeyen Tek Şey: Rantın Bilime ve Akla Meydan Okuması…
Bugün, aradan geçen onca yıla ve kaybedilen onca cana rağmen düzen hiç ama hiç değişmedi.
AKP’nin 25 yıllık iktidar süreci boyunca değişmeyen tek şey; rantın bilime ve akla meydan okuması oldu.
Kimse ranta karşı duramadı, durmak istemedi. Doğaya, akla ve bilime aykırı ne varsa, bu ülkenin coğrafyasına adeta bir kabus gibi giydirildi. Demir yolları, deniz yolları, dere yatakları, madenler, okullar, sağlık kurumları, borsalar, tersaneler…

Hiç fark etmiyor! Nerede bir yaşam alanı, nerede bir değer varsa; orada vasatlığın, akıl dışı uygulamaların ve insanlığa aykırı çürümüşlüğün eli gezdi. Ve her alan, kendi yandaşını, kendi hırsızını, kendi krizini yarattığı gibi ardında da gözyaşı bıraktı.
Şimdi son 25 yılda kaçıncı kez yaşadığımızı artık unuttuğumuz sel baskınlarını, cansız bedenleri, derelerden çıkarılan cenazeleri konuşuyoruz. Valilik çıkmış, “Dere yatağını işgal eden yapılar yıkılacak” diyor. Günaydın!
Dün Ayamama’da yıkılmayan akıl, bugün Ayazağa’da yıkılmaya çalışılıyor; yarın ise adı başka bir semt, başka bir dere olacak ama bu zihniyet sürdükçe ölümler bitmeyecek.
Bakış Değişmezse Felaketler Asla Önlenemez!

Bugün yapılması gereken çok net ve tek bir öncelik vardır: İnsan hayatını merkeze almak.
Rant odaklı politikalar, imar afları, betona tapan zihniyet ve doğanın kanunlarını yok sayan kentsel planlama anlayışı kökten değişmedikçe; ne Ayazağa son olacak ne de başka bir dere yatağı güvenli hale gelecek.
İmar rantı uğruna derelerin önünü kapatanlar, mermerleri betonları yeşile tercih edenler bu tablonun birinci sorumlusudur.
Çağdaş Tuzla olarak dün söyledik, bugün yineliyoruz: Bakış açısı değişmediği sürece felaketler kaderimiz olmaya devam edecek. Doğayla, akılla ve bilimle inatlaşmaktan vazgeçin. Önce insan hayatı demediğiniz sürece, ne kadar yardım dağıtırsanız dağıtın, o sular her seferinde bu çarpık düzeni ve onun yarattığı enkazı alıp götürecektir.




