Gaziantep Başpınar Organize Sanayi Bölgesi’nde işçilerin hak mücadelesinin simge isimlerinden biri haline gelen BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, 57 günlük tutukluluğun ardından beraat etti. Tahliyesinin hemen ardından konuşan Türkmen, yaşanan süreci yalnızca kişisel bir dava olarak değil, Türkiye’de işçi hareketine yönelik baskının bir parçası olarak değerlendirdi.
Türkmen, “Şunu bilsinler, Antep’in patronları ne kadar güçlü olursa olsun, işçilerin birleşik gücü o barajları da cezaevi duvarlarını da yıkacak” diyerek mücadeleye devam edeceklerini söyledi.
Gaziantep’te özellikle tekstil sektöründe yaşanan hak gasplarına karşı yürüttükleri çalışmalar nedeniyle hedef haline geldiklerini belirten Türkmen, tutuklanmasının arkasında patron baskısının bulunduğunu savundu. Başpınar’daki grev dalgalarının ve işçi direnişlerinin patronlar ile iktidar çevrelerinde rahatsızlık yarattığını ifade eden Türkmen, “Bir sendika başkanı bir patronun telefonu ile gözaltına alınabiliyor ama yüzlerce işçinin ölümüne sebep olan patronlar ifadeye bile çağrılmıyor” dedi.
Türkmen, Gaziantep’te “patron oligarşisi” olarak tarif ettiği bir düzen bulunduğunu belirterek, yargının ve mülki idarenin büyük sermaye gruplarının çıkarlarına göre hareket ettiğini öne sürdü. İş cinayetleri ve iş kazaları karşısında patronların korunurken, hak arayan işçilerin ve sendikacıların hedef alındığını söyledi.
Baskıların işçi hareketini tamamen durduramayacağını ifade eden Türkmen, cezaevi sürecinin dayanışmayı büyüttüğünü dile getirdi. “Örgütsüz işçi korkuyla geri çekilebiliyor ama bu kalıcı değil. Tam tersine daha güçlü bir örgütlülük ihtiyacını büyütüyor” diyen Türkmen, Türkiye’de birleşik işçi mücadelesinin artık zorunlu hale geldiğini söyledi.
Türkiye’de sendikal hareketin yıllardır parçalı bırakıldığını belirten Türkmen, sendikal bürokrasiyi de sert sözlerle eleştirdi. “İşçinin iradesinin yansımadığı, sadece koltuk koruma derdinde olan bir sendikal anlayış hakim” diyen Türkmen, BİRTEK-SEN’in tabanın söz ve karar sahibi olduğu bir mücadele hattını savunduğunu ifade etti.
Türkmen’e göre bugün Türkiye’de işçi sınıfı tarihinin en ağır ekonomik saldırılarından biriyle karşı karşıya. Ücretlerin baskılanması, hak kayıpları ve yaygın işten çıkarmalar nedeniyle tek tek fabrikalarda direnmenin zorlaştığını belirten Türkmen, “Birleşik mücadele bir lüks değil, hayatta kalma meselesidir” dedi.
Haziran ayında yapılacak BİRTEK-SEN kongresinin yeni bir mücadele döneminin başlangıcı olacağını söyleyen Türkmen, sendikanın yalnızca Antep’te değil Türkiye’nin farklı sanayi havzalarında da örgütlenmeyi hedeflediğini anlattı. Tekstil sektöründe son üç yılda yaklaşık 450 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını vurgulayan Türkmen, patronların kriz bahanesiyle işçilerin haklarına yöneldiğini söyledi.
Röportajın en çarpıcı bölümlerinden biri ise iş cinayetleri ve cezaevlerine ilişkin anlattıkları oldu. Mahkemede dinlenmeyen işçi tanıkların yaşadıklarını aktaran Türkmen, iş kazalarında uzuvlarını kaybeden işçilerin yıllardır adalet aradığını söyledi. Bir işçinin çocuğunun babasına “Parmakların ne zaman çıkacak?” diye sormasını anlatan Türkmen, “Mahkeme bunları dinlemek istemedi” dedi.
Cezaevindeki gözlemlerini de paylaşan Türkmen, koğuşlarda çok sayıda Başpınar işçisiyle karşılaştığını belirterek, yoksulluğun ve güvencesizliğin gençleri suç ortamına ittiğini söyledi. “İşçi sınıfı için örgütlü mücadele yoksa geriye ya köle gibi çalışmak ya da suça sürüklenmek kalıyor” diyen Türkmen, cezaevlerinin bir rehabilitasyon değil, “öfke biriktirme alanına” dönüştüğünü ifade etti.
Türkmen’in beraat sonrası verdiği mesaj ise net oldu:
“Biz bitti demeden bu kavga bitmez.”


