İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) yayımladığı son rapor, Türkiye’de çocuk işçiliğinin ulaştığı boyutu çarpıcı verilerle ortaya koydu. Rapora göre 2013’ten bu yana en az 852 çocuk iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi.
Türkiye’de çocuk işçiliği, artık sadece bir sosyal sorun değil, giderek derinleşen bir yaşam hakkı ihlaline dönüşmüş durumda. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) yayımladığı son rapor, bu gerçeği rakamlarla gözler önüne serdi.
Rapora göre 2013 yılından bugüne en az 852 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. Resmi kayıtlarda yıllık 13-14 çocuk işçi ölümü yer alırken, İSİG verileri gerçek sayının her yıl ortalama 60’ın üzerinde olduğunu ortaya koyuyor. Son yıllarda ise tablo daha da ağırlaştı: 2024’te 71, 2025’te ise 94 çocuk işçi yaşamını yitirdi.
Bu veriler, çocuk işçiliğinin münferit değil, sistematik bir sorun olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Üç milyon çocuk çalışıyor
Raporda Türkiye’de yaklaşık 3 milyon çocuğun farklı sektörlerde çalıştırıldığı belirtiliyor. Tarımdan sanayiye, inşaattan hizmet sektörüne kadar uzanan geniş bir alanda çocuk emeği kullanılıyor.
- Tarımda mevsimlik işçilik ve göç
- Sanayide organize sanayi bölgeleri ve atölyeler
- İnşaatta çıraklık adı altında ağır işçilik
- Hizmet sektöründe kayıt dışı ve güvencesiz işler
Özellikle kentlerde çocuk işçiliğinin giderek yaygınlaştığı vurgulanıyor.
MESEM gerçeği: Eğitim mi, ucuz işgücü mü?
Raporda en dikkat çeken başlıklardan biri ise Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM). Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre:
- Yaklaşık 2 milyon öğrenci mesleki eğitim sisteminde
- Bunların 765 bini doğrudan işyerlerinde çalışıyor
İSİG’e göre bu sistem, “eğitim” adı altında çocukların işçileştirilmesini meşrulaştırıyor. Çocuklar haftanın büyük bölümünü işyerlerinde geçirirken, düşük ücretlerle çalıştırılıyor ve çoğu zaman ağır koşullara maruz kalıyor.
Çocukluk işyerinde tükeniyor
Raporda çocuk işçiliğinin yalnızca ölümlerle sınırlı olmadığı da vurgulanıyor.
Uzun çalışma saatleri, kimyasal maruziyet, ağır iş yükü ve eğitimden kopuş; çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimini kalıcı biçimde etkiliyor. Bu yönüyle çocuk işçiliği aynı zamanda bir halk sağlığı sorunu olarak değerlendiriliyor.
Sorunun kaynağı: Yoksulluk ve politik tercihler
İSİG raporu, çocuk işçiliğinin temelinde ekonomik politikaların ve eğitim sistemindeki dönüşümün bulunduğunu belirtiyor.
- Yoksullaşan aileler
- Kamusal eğitimin gerilemesi
- Sanayiye ucuz işgücü sağlama politikaları
Bu üçlü, çocukları erken yaşta çalışma hayatına iten ana dinamikler olarak öne çıkıyor.
Çözüm çağrısı: “Çocuk işçiliği yasaklanmalı”
Raporda çözüm için net talepler sıralanıyor:
- Çocuk işçiliğinin yasaklanması
- Parasız ve bilimsel eğitimin sağlanması
- Aileleri yoksulluğa iten koşulların ortadan kaldırılması
- Çocukların eğitim dışında çalıştırılmasına son verilmesi
Son söz yerine
Bu rapor, bir istatistikten fazlasını söylüyor.
Her sayı, yarım kalmış bir çocukluk demek.
Ve o çocukluklar, bugün Türkiye’nin en görünmez ama en ağır yüklerinden birini taşıyor:
Hayatta kalmaya çalışan çocuklar…


