Türkiye devrimci hareketinin önemli isimlerinden, Oğuzhan Müftüoğlu’nun yeni kitabı Umuda Yol Açmalı, SOL Kültür etiketiyle yayımlandı. Müftüoğlu’nun 1991–2025 yılları arasında kaleme aldığı yazılardan oluşan kitap, Türkiye’nin son otuz yılına damga vuran siyasal kırılmaları, sol hareketin tartışmalarını ve çıkış yolu arayışlarını merkezine alıyor.
Kitabın yayımlanmasının ardından sürdürülen “Türkiye’nin çıkış yolları için arayış” toplantıları ise Umuda Yol Açmalı’nın temel tezlerini güncel siyasal tartışmalarla buluşturuyor. BirGün yazarı Müftüoğlu ile SOL Parti Sözcüsü Önder İşleyen’in Adana ve Mersin’de katıldığı toplantılarda, rejime karşı birleşik mücadele vurgusu öne çıktı. Adana’daki toplantıya İlhan Cihaner de katılarak tartışmalara katkı sundu.
“Cumhuriyet köklü biçimde dönüştürüldü”
Müftüoğlu, konuşmalarında kitabında da ayrıntılı biçimde ele aldığı tarihsel dönüşüm sürecine dikkat çekti. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki anti-emperyalist karakterin zamanla tasfiye edildiğini belirten Müftüoğlu, NATO üyeliğiyle başlayan sürecin devletin tüm yapısının ABD merkezli bir hatta yeniden şekillendirilmesine yol açtığını söyledi.
1960’lardan itibaren yükselen devrimci ve anti-emperyalist mücadelenin bu bağımlılık ilişkilerine karşı bir isyan olduğunu vurgulayan Müftüoğlu, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerinin bu toplumsal uyanışı bastırmak amacıyla hayata geçirildiğini ifade etti. 12 Eylül sonrasında dinin siyasette önünün açılmasıyla ülkenin uluslararası sermayenin sınırsız sömürüsüne hazırlandığını dile getirdi.
2010 referandumu ve tek adam rejimi

Umuda Yol Açmalı’nın önemli başlıklarından biri olan 2010 referandumuna da değinen Müftüoğlu, bu sürecin bugün iktidarın muhalefeti bastırmak için kullandığı yargı mekanizmalarının ele geçirilmesinde kritik bir eşik olduğunu söyledi. Tek adam rejimine geçişin ise mühürsüz oyların kabul edilmesiyle mümkün hale geldiğini hatırlattı.
“Toplumsal bir güç yaratmadan olmaz”
Müftüoğlu, kitabının da temel mesajlarından birini toplantılarda şu sözlerle özetledi: “İşçiler, kadınlar, gençler, emekliler herkes kendi hakları için mücadele ediyor; bu çok değerli. Ama her kesimin yalnızca kendi alanında verdiği mücadele yetmez. Mevcut rejimi yenmek için bütün bu güçlerin birleşmesi, toplumsal bir güç oluşturması gerekiyor.”
Toplumun ünlüler üzerinden yürütülen tartışmalarla oyalandığını, gerçek sorunların perdelendiğini belirten Müftüoğlu, köklü bir sistem eleştirisi yapılmadan çıkışın mümkün olmayacağını vurguladı. Kürt sorununun da emperyalizm destekli sağcı politikalarla çözülemeyeceğini ifade eden Müftüoğlu, çözümün rejime karşı ortak mücadeleden geçtiğini söyledi.

Kitap bir hafıza ve yol arayışı
Yedi bölümden oluşan Umuda Yol Açmalı; 1990’lardaki neoliberal dönüşümden 28 Şubat’a, AKP’nin iktidara gelişinden Gezi Direnişi’ne, 15 Temmuz’dan 2023 seçimlerine uzanan geniş bir dönemi kapsıyor. Kitap, yalnızca geçmişin muhasebesini yapmakla kalmıyor; bugünün siyasal karanlığına karşı “umuda yol açacak” birleşik bir mücadele hattının ipuçlarını da sunuyor.
Oğuzhan Müftüoğlu’nun hem kitabında hem de toplantılarda altını çizdiği ortak vurgu net: Türkiye’nin çıkışı, parçalı tepkilerden değil; tüm ezilenlerin ortak bir toplumsal güç olarak örgütlenmesinden geçiyor.
Kitapta neler var?

Türkiye’nin Değişimi ve Solun Krizi: 1990’larda neoliberal dönüşümle derinleşen rejim krizi, “şeriat–darbe” tartışmaları, Susurluk ve 28 Şubat değerlendirmeleri.
AKP Yükselirken, Muhalefet ve Solda Liberal Kırılmalar: AKP’nin iktidara gelişi sonrası yaşanan ilk kırılmalar, iktidar içi çatışmalar ve soldaki çözülmeler.
2010 Referandumu: Siyasal İslamcı faşizmin güç kazanmasında kritik bir eşik olan referandum sürecine dair tartışmalar.
İslamcı Faşizme Geçiş ve Birleşik Devrimci Sorumluluk: Gezi Direnişi’nden 15 Temmuz’a, çözüm süreçlerinden 7 Haziran sonrası gelişmelere, tek adam rejimine geçişten 2023 seçimlerine uzanan analizler.
Devrimci Yol Tartışmaları: 1991’de Devrimci Yol hareketinin yaşadığı tartışma süreci ve bu bağlamdaki yazılar.
Umuda Yol Açmalı, Türkiye’nin yakın tarihine dair eleştirel bir hafıza çalışması olmasının yanı sıra, bugünün siyasal mücadelesi için yol gösterici bir tartışma zemini sunuyor.


