Çorlu Tren Katliamı’nda oğlu Oğuz Arda Sel’i kaybeden Anne Mısra Öz twitter hesabından oğlunun 17. doğum gününde bir paylaşımda bulundu. Hepimizin yüreğini sızlatan bu paylaşım büyük bir yankı uyandırdı. Bir şey söylemek isteyenlerin boğazı düğümlendi, ne diyebileceklerini, ne yazabileceklerini bu acıyı nasıl paylaşabileceklerini bilemediler.
İşte Mısra Öz’ün o paylaşımı…
İlk kavuşmamız ve son doğum günü kutlamamız. Oysa şimdi hayatta olsaydın, hayalini kurduğumuz yaşta, 17 yaşında bir genç olacaktın. İnsan, bebek olarak doğup, çocuk olarak büyürken, gençliğe bir mezar içinde geçer mi?
Aynı anda akıp giden zamanın, donduğu vakitte ve sonsuz zamanın içinde var olabilir mi?
Hala burnumun ucunda alıp verdiğin ilk nefesin sıcaklığı. Ve hala dudaklarımda teninin yumuşaklığı. Anneciğim, Kutsaldır benim için, beni seçtiğin gün. Dokuz yaşında bıraktıklarına sarılıp, toprağın altında büyüyen yaşını kutlamak en büyük ızdırabım benim.
Sadece bugün değil, kendimi bildiğim her saniyenin anısındasın sen.
Mucizem. İyi ki doğdun bana.
İyi ki ruhun ruhuma üflendi. İyi ki senin annen oldum. 17. Yaş günün kutlu olsun. Şimdi benden uzun boyunla, göz kamaştıran o yakışıklılığına ve toklaşan o buğulu ses tonunla “anne” dediğin bir hayalin içinde öpüyorum seni. Doğum günün kutlu olsun anneciğim… Cennette üfle mumlarını, Yıldızlar göz kırpsın bize… Seni çok seviyorum.
Annen.
*****
Eğer hayatta olsaydı, Oğuz Arda Sel 17 yaşına girecekti.
Ama takvimler, bazı anneler için yalnızca geçen günleri değil, sevdiklerinin yokluğunu da sayıyor.

Mısra Öz, Çorlu Tren Katliamı’nda oğlunu kaybeden bir anne. Yıllardır adalet arayışıyla tanınan, acısını içine gömmek yerine toplumsal bir vicdana, mücadeleye dönüştüren bir kadın.
Bu kez oğluna, doğum gününde yazdı. Ve o yazı, binlerce insanın kalbine dokundu.
“Ağlattınız beni…”
Mısra Öz’ün paylaşımının ardından sosyal medyada peş peşe yorumlar geldi.
Kimisi “Ağlattınız beni” dedi, kimisi “Okurken gözyaşlarıma hâkim olamadım”, kimisi de sadece bir cümle kurabildi: “Sabır…”
Bir anneye sabır dilemekten başka söz bulamayanların sesi, aynı acıda birleşti. Yorumlarda yalnızca taziye yoktu; ortak bir yas, ortak bir hafıza, ortak bir öfke de vardı. “İyi ki doğmuş Oğuz Arda…” “Bizim de kalbimizde sızısın…” “Seni unutmayacağız…”
Bir doğum günü, bir yokluk
Oğuz Arda’nın doğum günü tıpkı Berkin Elvan, tıpkı Ali İsmail, tıpkı Aladağ yurt yangınında yanan çocuklar gibi artık doğum günü pastaları ve hediyeleri ile değil, cümlelerle hatıralarla kutlanıyor.
Bu ülkede yaşadığımız bu kara düzen, maalesef bazı çocuklarımızın büyütmesine izin vermedi. Onları öldürdü. Çorlu’da, Aladağ’da, Gezi’de… Depremlerde, sel baskınlarında, yangınlarda… Bazı anneler için zaman, o günlerde durdu. Ama annelik duygusu hiçbir zaman öldürülemedi.
Mısra Öz’ün yazdıkları, yalnızca kendi oğluna değil; ihmalin, cezasızlığın ve unutmanın karşısında kaybedilen tüm çocuklara yazılmış gibiydi. Şimdiye kadar verdiği mücadelenin büyüklüğü de öyleydi.
Bir annenin gücü
Sosyal medyada yapılan yorumlarda en çok tekrar eden cümle şuydu: “Onun senin gibi güçlü bir annesi var.” Evet. Mısra Öz, yalnızca yas tutan bir anne değil; o yasın içinden adalet talebi çıkaran bir anne. Oğlunu geri getiremeyeceğini biliyor. Ama unutulmasına da razı olmuyor. Yenilerinin yaşanmaması için çaba harcıyor.
Oğul acısı
Evlat acısı, kelimelerle anlatılamıyor. Ama bazen bir cümle yetiyor: Doğum günün kutlu olsun Oğuz Arda… Çok şey yazmak istiyorum ama yazamıyorum.” İşte tam da burada, binlerce insan susuyor. Çünkü bazı acıların karşısında, kelimeler gerçekten yetmiyor.
Çağdaş Tuzla Gazetesi Notu
Bu haber, yalnızca bir annenin acısını değil; toplumsal hafızanın canlı kalma çabasını anlatıyor.
Oğuz Arda Sel’in, Berkin Elvan’ın, Ali İsmail’in… doğum günü, bir kez daha gösterdi ki; unutmamak ve unutturmamak da çok ama çok önemli bir mücadeledir.



