Türkiye Komünist Partisi (TKP), NATO’nun 76. kuruluş yıl dönümünde yaptığı açıklamada, NATO’yu dünyanın en büyük terör örgütü olarak nitelendirerek, Türkiye’nin bağımsızlığını savundu ve NATO’dan çıkılmasını talep etti.
İzlemek için tıklayın!
soL TV, 2022 yılında emperyalizmin saldırı ve terör aracı NATO’nun kanlı tarihini hazırladığı dosyayla aktarmıştı. Dosyayı yeniden paylaşıyoruz:
Bugün dünya barışına karşı bir numaralı tehdit unsuru olduğunu sayısız kez ispatlayan, emperyalizmin savaş aracı NATO’nun kuruluşunun 76. yıldönümü.
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) emperyalizmin savaş aracı olarak, 20. yüzyılın ortalarında Sovyetler Birliği ve sosyalist bloğa karşı kuruldu. NATO’nun kuruluşu ve gelişimi, Avrupa ve dünya genelinde sosyalist hareketlere karşı bir mücadele amacı taşıdı.
NATO, 4 Nisan 1949’da ABD’nin başkenti Washington DC’de imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması ile kuruldu. ABD ve Batı Avrupa ülkeleri arasında ittifak kuran NATO, başlangıçta Sovyetler Birliği ve sosyalist bloğun “askeri tehdidine karşı bir savunma mekanizması” olarak lanse edildi. Bu çerçevede NATO’nun kuruluş amacı, Batı dünyasının askeri gücünü birleştirerek “komünist yayılmacılığı” engellemek ve Batılı kapitalist ülkelerin çıkarlarını korumak olarak sunuldu.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, Sovyetler Birliği ve komünizmin yükselen prestijine karşı NATO’nun kuruluşu ve varlığının sebebi sosyalist hareketleri baskılamak ve sosyal adaleti savunan ülkelerin bağımsızlık taleplerini engellemek idi. NATO’nun kuruluşu ve genişlemesi sırasında, örgütün sosyalist ülkelere yönelik askeri operasyonlara, devrimci hareketleri bastırmak için gerçekleştirilen darbelere destek verdiği görülüyordu.
NATO dünya barışına karşı bir numaralı tehdit unsuru olduğunu, sayısız kez ispatladı. NATO’nun genişlemesi ve askeri müdahaleleri, dünya genelinde ekonomik ve politik dengeleri değiştirdi, işçi hakları mücadelelerini zayıflattı.

Türkiye’nin NATO üyeliği
Türkiye NATO’ya üyelik için ilk resmi girişimini 1950 yılında Demokrat Parti ve Adnan Menderes iktidarında yaptı.
Bunun için sırasıyla şu olaylar yaşandı:
- Kore’de ABD’nin işgal girişimine destek vermek üzere 5 binden fazla asker Adnan Menderes hükümeti tarafından Kore’ye gönderildi.
- Kore’ye gönderilen Türk askerlerinden 741’i hayatını kaybetti, 2 binden fazla asker yaralandı.
- Türkiye ABD çıkarları için verdiği bu kayıpların ardından 18 Şubat 1952’de resmen NATO’ya üye oldu.
Erdoğan’ın “demokrasi kahramanlarından” olan Adnan Menderes, askerlerin kanıyla Sovyetler Birliği’ne ve Kore halkına karşı atılan bu adımı şu sözlerle savundu: Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Kore’ye askeri kıta gönderme kararını verdiği zaman başta Birleşik Amerika Devleti olmak üzere diğer bâzı üye devletlerin kuvvetleri Kore’de mütecavizlere karşı fiilen harekâta çoktan başlamış bulunuyorlardı. Görülüyor ki Hükümetimiz, bahis konusu kararını verirken kendisiyle ayni durumda bulunan ve Birleşmiş Milletler Teşekkülüne karşı ayni mükellefiyetlerle bağlı olan diğer üye devletlerin hukuki anlayışlarına ve bu anlayışa dayanan hareket ve tedbirlerine imtisal ve iştirak etmiş ve Devletimizin her devirde farik vasfını teşkil eden ahde sadakat “Ahde sadakat” vasfını bir kerre daha belirtmekten başka birşey yapmış değildir. (Bravo sesleri, alkışlar)”
Menderes, kararın asil bir karar olduğunu, bin defa daha bu konuda toplanılsa yine aynı kararı alacaklarını açıkladı.
Sonuçta Menderes istediğini aldı: 741 asker hayatını kaybetti, 2 binden fazla asker yaralandı, Türkiye’nin birçok noktasına NATO üsleri inşa edildi, NATO desteğiyle ülkede solcu avına çıkıldı, NATO desteğiyle yapılan darbelerde ülkenin solcuları hedef alındı.
‘Dış güçlerin’ gerçek dostları, NATO’cu sahtekârlardır’

TKP de NATO’nun kuruluş yıldönümünde bir açıklama yayımladı.
NATO’nun neden kurulduğu hatırlatıldı, sürekli tekrarlanan “dış güçler” müdahalesinin asıl bu kanlı örgüt eliyle yapıldığı söylendi.
Merkez Komite imzalı açıklamada, “Ülkemizin bağımsızlığı için derhal NATO’dan çıkılmalı, Türkiye’de tek bir NATO birliği ve üssü kalmamalıdır” denildi.
Açıklamanın tamamı şöyle:
“İnsanlığın sömürü düzenine karşı ayağa kalktığı, halkların dünyanın birçok ülkesinde eşitlik ve özgürlük dolu günlere ilerlediği bir sırada kuruldu NATO.
Kuruluş amacı çok netti. Sovyetler Birliği ve sosyalizm ezilmeli, dünyanın her yerinde ayağa kalkan halklar kanla ve zorla bastırılmalıydı.
Bugün kuruluşunun üzerinden tam 76 yıl geçen NATO, geride çok büyük savaş suçları, darbeler, katliamlar bıraktı ve yenilerine de imza atmaya devam ediyor.
Dünyanın en kanlı ve en büyük terör örgütü olan NATO’ya emekçi çocuklarının kanını pazarlayarak ülkemizi dahil edenler, o günden bu yana göreve geldiklerinde NATO’ya bağlılık yemini eden tüm iktidarlar ve bu düzenin devamı için iktidara aday olan partiler, ülkemizin bağımsızlığının düşmanıdır.
İktidarıyla, muhalefetiyle tüm düzen partileri, Türkiye’nin NATO’nun en büyük aktörlerinden biri olduğu masalını tekrarlayacak, NATO’ya bağlılık tekerlemelerine devam edecek bugün.
Bunda şaşırılacak hiçbir şey yok…
Ama öte yandan, koşulsuz şartsız NATO’culuk yapan iktidar temsilcileri, aynı anda çıkıp halkımızın adaletsizliğe ve yoksulluğa karşı sokağa dökülmesini ‘dış güçlerin oyunu’ olarak itham etmeye kalkacak.
Evet, Türkiye’ye dış güçler müdahale etmek istiyor.
Evet, ülkemizi her gün bu sömürü düzenin bir parçası kılmak için hiç durmadan saldırmaya devam ediyorlar.
Ve evet, bu müdahaleyi yapanların başında hiç kuşkusuz emperyalizmin aparatı NATO geliyor.
Açıkça ilan ediyoruz:
Ülkemizin bağımsızlığı için derhal NATO’dan çıkılmalı, Türkiye’de tek bir NATO birliği ve üssü kalmamalıdır.
Bir yandan NATO’ya bağlılık yeminlerine kesintisiz devam edip diğer yandan ‘dış güçler’ uydurmasıyla halkımızın eylemlerini hedef alan herkes sahtekârdır.
Halkımızın direnişine ‘dış güçlerin oyunu’ yaftası yapıştırmaya kalkışanlar aynaya bakmalı, önce kendi işbirlikçiliklerinin hesabını vermelidir.”