Dinlemek için tıklayın!
12 Eylül darbecilerinin idam ettiği Erdal Eren için, Hindistanlı anti faşist gençlik delegasyonu tarafından bestelenip seslendirilmiş bir marş yayınlandı. Marş 1983 yılında Danimarka’da düzenlenen 6. Uluslararası Anti-Faşist Anti-Emperyalist Gençlik Kampı’nda seslendirilmiş. Köstebek Kolektif sitesi marşı, “Bu kaydı uzun yıllar arşivlerinde saklayan ve bizlerle paylaşan Ferudun ve Sahilde Top’a teşekkürlerimizi sunarız” notuyla paylaştı.

12 Eylül darbecilerinin yaşını büyültülerek idam ettiği Erdal Eren için, 1983 yılında Danimarka’da yapılan anti-faşist gençlik kampında seslendirilmiş bir marş yayınlandı. Marşı Hindistan Gençlik Delegasyonu besteleyip seslendirmiş.
“Temmuz 16 – Ağustos 01, 1983 tarihleri arasında Danimarka’nın Roskilde kentinde, 6. Uluslararası Anti-Faşist Anti-Emperyalist Gençlik Kampı düzenlenir. Bu kampa, aralarında Türkiye, Hindistan, ABD, Kanada, Almanya’nın da olduğu birçok ülkeden devrimci gençlik örgütleri katılır.
Türkiye’de 12 Eylül faşizminin yaşandığı ve dünyada kapitalist sistemin yeniden yapılanmaya girdiği bir bağlamda gerçekleşen gençlik kampı, Türkiyeli devrimcilerin etkisiyle ‘Faşizme Ölüm, Halka Hürriyet’ sloganının tüm katılımcı örgütler tarafından benimsendiği bir atmosferde geçer.
Kampa katılan Hindistan Gençlik Delegasyonu, 12 Eylül rejiminin katlettiği Erdal Eren anısına bir marş besteleyip seslendirmiştir. Enternasyonal mücadelenin hafızasına bir damla su taşımak için, 1983 yılında bestelenen bu marşı orijinal diliyle ve Hindu, Türkçe ve İngilizce dillerinde yazılmış sözleriyle paylaşıyoruz. Erdal Eren’in anısına saygıyla…
Bu kaydı uzun yıllar arşivlerinde saklayan ve bizlerle paylaşan Ferudun ve Sahilde Top’a teşekkürlerimizi sunarız.”
Erdal Eren’in Annesine yazdığı mektup:

13 Aralık 1980’de 12 Eylül rejimince yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren‘in Annesine gönderdiği ve Evrensel Gazetesi’nde yayınlanan mektubunu yeniden yayınlıyoruz.
Erdal Eren’in kardeşi Erkan Eren abisinin mektubunu ilk kez yayınlanması amacıyla Evrensel Gazetesi’ne teslim etti. Erdal Eren 10 Nisan 1980’de yazdığı mektupta şunları yazmış:
“10 – 4 – 1980 Perşembe.
Sevgili Anneciğim!..
Uzun zamandır mektup yazamadım. Kusura bakma.
Ancak Salı günkü Demokrat Gazetesi’nde yayınlanan bir devrimcinin mektubu cezaevindeki tüm devrimcilerin yaşamlarını, duygularını yansıttığından bu mektubu size gönderiyorum.
Mektup şöyle:
Ana!..
Neden mi burdayım? Neden mi evimde değilim? Neden istediğim zaman yatıp kalkamıyorum? Niye istediğim kitabı, evdeki kanepeye oturup okuyamıyorum, düşünemiyorum, yazamıyorum? Ne mi arıyorum dört duvar arasında?
“O sözler ki kalbimizin üstünde dolu bir tabanca gibi ölüp ölesiye taşırız. O sözler ki bir kere çıkmıştır ağzımızdan, uğruna asılırız.”
Baharın, karın altından fışkırdığı bugünlerde içeride olmak, çiçek kokusunu alamamak, geniş yeşilliklerin güzelliğini görememek insanda anlatılması zor bir duyguyu yaratıyor. Ama bu duygu öyle karamsarlığın, yılgınlığın, bitkinliğin ve vazgeçmişliğin bir belirtisi olmuyor.
Aksine, bu duygu beni daha biliyor, daha hırçınlaştırıyor, bir yerlerden uzaklaştırıyor, bir yerlere yakınlaştırıyor. “Ne yapmalı?” “Nasıl savaşmalı?” sorusuna cevaplar arıyorum günlerce.
Sizi de düşünüyorum. İçeriye düşmeden önce anlatmak istediklerimi ama anlatamadıklarımı herhalde şimdi daha iyi anlayacaksınız. Bizi anlamayan analara, babalara, bacılara, eşe, dosta, herkese ama herkese anlatın daha vakit varken.
Henüz geç kalmamışken. Vaktim az da olsa var ve eğer biz değerlendirmesini bilirsek yeter de artar bile. Bu işi hep beraber yürütürsek ancak kazanabiliriz.
Omuz, omuza, bir birinden güç alarak, bir birine güç vererek. Ve anam, bu savaşı ne pahasına olursa olsun kazanmalıyız, kazanacağız. Kazanacağız ki çiçekli, mutlu günleri hep beraber görelim, senin torunların görsün ve torunlarının çocukları görsün.
Biz karşımızdakiler gibi bir avuç değiliz. Biz halkız. Bak sana bizden olanları iyiyi, güzeli, haklarını isteyenleri sayayım. Ben varım, babam var, sen varsın, kardeşlerim var, ablam bacım var, sonra köydeki dayılarım, şehirdeki amcalarım ve onların akrabaları, komşuları var, onların arkadaşları, onların oğulları, kızları, benim okul arkadaşlarım, onların arkadaşları, onların akrabaları, amcaları, dayıları var ve yine onların… saymakla bitiremeyeceğim kadarız biz.
Gördün mü ak saçlı boncuk gözlü anacığım saymakla bitiremiyorum. Yeter ki omuz verelim birbirimize. Yeter ki destek olalım ortak mücadelemizde.
Gelecek görüşte bana özgürlüğü, özgürlüğün tohumlarını getir. Ve demir parmaklıklara bütün bu yazdıklarımı düşünerek gözyaşlarını, mahzun bakışlarını bırakmadan git. Boynun bükük olmasın. Giderken gözün arkada kalmasın. Arkana bakma. Dışarıda da hep öyle ol.
Sana ve soranlara devrimci selamlar.
Anne. Benim anlatmak istediklerimin hemen, hemen hepsi bu mektupta var. Bu da cezaevindeki tüm devrimcilerin düşüncelerinin, yaşamlarının ve mücadelelerinin aynı olduğunu gösterir.
Bu yazdıklarımın yanı sıra sağlığınıza da dikkat edin ki yaşamın zorluklarına göğüs gerebilesiniz.
Size, akrabalara ve tüm arkadaşlara devrimci selamlar. Ellerinizden öperim.
Erdal”
*****

BİR FOTOĞRAFTAN 12 EYLÜL ŞARKISI
Eren’i idamından on altı saat önce ziyaret eden Gazeteci Savaş Ay, Eren’in son fotoğraflarını çekti. Ve o fotoğraflar bir Sezen Aksu şarkısına, ‘Son Bakış’a ilham oldu.
Savaş Ay, ‘Son Bakış’ın hikayesini şöyle anlatıyor: “Erdal Eren’i son anlarında çektiğim o fotoğrafları, milyonlarca kişi gibi Sezen Aksu da görmüş ve çok etkilenmiş. Anlatırken, “Öylesine masum, öylesine ölümden uzak, öylesine genç ki… Hikayesini de okudum. Ama beni esas vuran o ‘son bakış’ fotoğrafıydı Savaş. ‘AĞIT GİBİ’ Aysel Gürel’e gösterdim o fotoğrafı. Birlikte bir şeyler yazdık. Onno’ya verdik besteledi (Tunç). Şarkıdan çok ağıta benzedi.
Yürekten kopup gelen, saf, duru, sahici…” dedi. Ve işte o ağıtın sözleri.
“Son Bakış”
Bir söz bitişi gibi
Son buldu sevişler
Bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedişler
Bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terk edilişler
Bir an duruşu gibi
Ömrün gidişi gibi
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
Veda ederken aşk ateşi gibi söner iç çekişler
Amman aman yandım aman
Kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
Amman aman acı yüzler
Kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
Bir söz bitişi gibi
Son buldu sevişler
Bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedilişler
Bir yaz güneşi gibi eritir hep bu terkedilişler
Amman aman yandım aman
Kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
Amman aman acı yüzler
Kurşun gibi izler
Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda
Sezen Aksu’nun seslendirdiği Son Bakış, sözleri Aysel Gürel’e, bestesi Onno Tunç’a ait.
******
Emek Gençliği ve Emek Partisi, Erdal Eren’i anma programına tüm halkı davet etti.
Emek Partisi, katledilişinin 45. yılında ülke çapında düzenlediği etkinliklerle Erdal Eren’i anıyor. Ve herkesi bu etkinliklere katılmaya davet ediyor.
Karşıyaka Mezarlığı, 2 No’lu Kapı – Ankara, 13 Aralık 2025 Cumartesi, Saat: 14:00



